‘Öğrenmek, zalimlerin yağma edemeyecekleri tek zenginliktir. Bilginin içinizde yanan kandilini söndürecek tek güç ölümdür… Eğer bilginiz size nesnelerin değerini öğretmiyor ve sizi maddiyata bağımlılıktan kurtarmıyorsa, ‘gerçek’ in tahtının yamacına hiçbir zaman varamazsınız.’
Halil Cibran
Sanırım hiçbir kitap elimde bu kadar can çekişmemiştir. Schrödinger’in Kedisi zaten şizofren olmuşken, kitaba da bu eziyeti yapmak, acaba şizofreni olan ben miyim sorusunu sormama sebep oldu. Ayrıca sadece ‘Kuantum Fiziğini’ anlamak istiyordum, kedi bu fiziği anlamama yardımcı olacaktı. Ama her bilimle ilişkili olan kuantum fiziğini anlamak hiç kolay olmadı. Tam olarak anladım mı? Kitabı okuyunca cevaplanması gereken bir sorum daha oldu.
‘Schrödinger’in Kedisi Neden Şizofren Oldu’ adlı kitabı aldıktan tam beş yılı aşkın bir süre sonra okudum. Öncesinde başka okumalar yapmak ve konuyu daha iyi anlamak adına çalıştım. İstanbul’daki Kitapmeetup buluşmalarımızda değerli yayıncımız İlker Balkan hocamızın anlatımıyla kuantum fiziğini dinlemiştim. Covid-19 dönemi öncesinde, kitap sohbetleri üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencilerinin düzenlediği ‘Kitapmeetup’ buluşmalarımız olurdu. Uzman olduğunuz bir konu olsun olmasın, farklı bakış açılarının ortaya konulduğu ve güzel insanların konuk olarak ağırlandığı buluşmalardı. Her hafta İstanbul’un en güzel semtlerinden birinde bir kafede buluşur ve belirlediğimiz konu ve kitaplar üzerine sohbetler ederdik. Bu konulardan biri de kuantum fiziğiydi. Artık konuştuğumuz tarih, felsefe, psikoloji, nörobiyoloji ve nerdeyse her konu kuantum fiziğine çıkıyordu. İlker Balkan hocamız da Sultan Tarlacı’nın Schrödinger’in Kedisi Neden Şizofren Oldu kitabını önermişti. Konuyu anlamanın iki saatlik buluşmadaki sohbetlerle olmayacağını elbette biliyordum. O tarihlerde aldığım bu kitabı okumak için acele etmemiştim.
Kitabı aldıktan uzun bir süre sonra, 2025 yılı yaz tatilimde okumaya başladım. Bu kadar uzun süre olmasındaki etkenlerden biri İstanbul’dan Balıkesir Edremit’e taşınmış olmam ve 2023 yılında bebeğimin dünyaya gelmesiydi. Bu güzel günleri yaşarken, psikoloji ve felsefe okumalarıma devam ettim ve kitap için en doğru zamanı bekledim. Nihayet kitabı yavaş yavaş, daha iyi anlayarak, üzerinde düşünerek, araştırarak okumaya başladım. Kuantum fiziğini anlamalıydım.
Öncelikle Schrödinger’in Kedisi deneyini çok iyi anlıyorsunuz. Pavlov’un köpeğinin hislerinden sonra kedinin hislerini anlamamak biraz garibime gitse de, deney gayet açıktır. Erwin Schrödinger 1935’te kuantum mekaniğinin bazı yorumlarını sorgulamak için bir düşünce deneyi ortaya komuştur. Deneyde kapalı bir kutuya bir kedi, bir radyoaktif atom, bir Geiger sayacı, bir zehirli gaz mekanizması yerleştirilmektedir. Eğer atom bozunursa, sayaç bunu algılamaktadır ve zehiri serbest bırakarak kediyi öldürmektedir. Atomun bozunup bozunmaması, kuantum düzeyde bir olaydır ve klasik fizik yerine kuantum fiziğiyle açıklanmaktadır. Kuantum mekaniğine göre, atom aynı anda hem bozunmuş hem de bozunmamış olabilir — yani kedi aynı anda hem canlı hem ölüdür. Ta ki kutuyu açıp gözlemleyene kadar. Öncesinde bunu öğrenmek şimdilik mümkün değildir.
Yazar Sultan Tarlacı, Schrödinger’in deneyinden yola çıkarak kuantum fiziğini anlatmaktadır. İnsan bilincini ve gerçeklik algılarını, nörobiyoloji, felsefe ve mistisizm alanlarını harmanlayarak derinlemesine sorgulayan bir kitaptır. Okuduğumda her bölümde, her sayfada durup sorguladığım, araştırdığım, öğrendiğim dolu dolu bir kitaptır. Hatta Schrödinger’in Kedisi kulübü bile kurulabilir. hem kitap, hem deney, hem kedi, hem kuantum fiziği ve kısaca bilimsel gerçekler hakkında konuşmak, tartışmak, sohbet etmek için iyi bir fikir olabilir.
Peki, ‘Schrödinger’in Kedisi Neden Şizofren Oldu?’ sorusunu cevaplamam gerekirse… Artık can çekişme sırası sizde. Merak, anlamaya çalışma isteği, aptal olduğunuzu düşünme hissi, kendinizi sorgulamanız ve kedi için üzülmeniz… Kuantum fiziğinde, pardon kitabın sayfalarında kaybolmanız dileğiyle…
Bir Cevap Yazın