‘Yapay Zeka, insanlığın başına gelebilecek en iyi ya da en kötü şey olacak. Hangisi olduğunu henüz bilmiyoruz.’
Stephan Hawking
Yapay zekanın adını duyulduğu günden itibaren, insanlık için nasıl olacağı konusu hep tartışmalıdır. Bir grup gerekliliğinden bahsederken, bir grup insanlığın geleceği açısından tehlikeli olduğunu vurgulamaktadır. Elbette bunların sebeplerinin sıralandığı çok çalışma günümüzde mevcuttur; ancak fizikçi Stephan Hawking’in görüşü, havacılık endüstrisi açısından nokta atışı gibidir. Hawking, yapay zekanın potansiyelini kabul ederken, kontrolsüz gelişiminin insanlık için bir tehdit oluşturabileceğini savunmaktadır. Bir diğer ifadeyle yapay zekanın doğru kullanımı insanlık için çok yararlı olabilirken, kötü amaçlarla kullanımı insanlığın sonunu bile getirebilir.
Havacılık endüstrisi açısından yapay zekanın iyi mi, kötü mü cevabını kesin olarak vermek henüz mümkün değil; ancak yapay zekanın havacılık sektöründeki kullanımın hızla ilerlediği büyük bir gerçektir. 2022’de 728,05 milyon ABD doları değerinde olan havacılıktaki küresel yapay zeka pazar büyüklüğünün, şuan 1,75 milyar değerinde olduğu görülmektedir. Bu değerin 2031 yılına kadar 23 milyar ABD dolarına ulaşacağı tahmin edilmektedir.
Peki havacılık endüstrisi açısından yapay zekanın bu hızlı yükselişi, iyi ve kötü açısından nasıl değerlendirilmektedir? Ya da herhangi bir değerlendirme yapılmadan, endüstrideki tüm işletmeler maliyetleri düşürüp karlılığı artırmanın peşinde midir? Aslında ikinci sorunun cevabını herkes tahmin edebiliyordur; ancak ikinci soruya bağlı olarak birinci soruyu hiç cevaplamışlar mıdır?
Yapay zeka teknolojilerinin hızla ilerlemesi ve benimsenmesi havacılık sektörünün yapısını kökten değiştirmektedir. Uçuş planlamasından uçak bakımına kadar, makine öğrenimi, doğal dil işleme ve bilgisayar görüşü gibi yapay zeka destekli araçlar modern havacılığın hemen her alanına entegre edilmektedir.
Havacılık sektöründe genel olarak yapay zekanın kullanıldığı alanlar çoğunlukla, gelir yönetimi, talep tahmini ve dinamik fiyatlandırma, uçuş planlama ve rota potimizasyonu, havacılık emniyeti ve tahmine dayalı bakım yönetimi, hava trafik yönetimi, ekip yönetimi, yakıt verimliliği optimizasyonu, bilet satışı, uçak içi satış ve ikram tahminleri, operasyonel verimlilik (Zaman, enerji vb.), bagaj takibi ve yönetimi, yüz tanıma ve biyometrik geçiş sistemleri, müşteri hizmetleri, yolcu deneyimi ve kişiselleştirme, mesajlaşma otomasyonları, geri bildirim analizleri, dolandırıcılık tespiti alanlarıdır.
Yapay zekanın, havacılık sektörünün hemen hemen tüm önemli birimlerinde kullanıldığı görülmektedir. Sektördeki işletmelerin yürüttükleri işler doğrultusunda, ilgili birimlerinde gerekli teknolojileri edinmesi ve yapay zekayı kullanması, iş süreçlerinin iyileştirilmesi açısından etkilidir. Bu yönüyle yapay zekanın havacılık sektörünün gelişiminde, süreç iyileştirilmelerinde ve işletmenin sürdürülebilirliğinde ‘iyi’ olduğu ifade edilebilir. Hatta ileri teknolojinin tanıtımının, endüstrinin şu anda karşı karşıya olduğu yüksek bakım ve yakıt ikmal maliyetleri ve çevre kirliliği gibi başlıca sorunların yapay zeka teknolojileri ile çözümlenebileceği de düşünülmektedir. Elbette bu süreçlerin yönetilmesinin nasıl başarılacağı kısmı, yapay zekanın sektör için iyi mi yoksa kötü mü olacağına etki etmektedir. Havacılık sektörünün yapay zekayı başarılı bir şekilde entegre edebilmesi için, gerekli becerilere ve bilgiye sahip yeterli insan kaynağının olması gerekmektedir. Sektörde özellikle bakım ve operasyon için yetenekli bir ekibe ihtiyaç vardır. Havacılık profesyonellerine ve çalışanlarına verilecek eğitimlerle beceri açıklarını kapatmak kolay olmamaktadır. Ayrıca yapay zekaya geçiş bazı kişileri iş güvenliği konusunda endişelendirmektedir. Bu endişelerle başa çıkmak ve yeniden eğitim seçenekleri sunmak, sorunsuz operasyonlar için oldukça önemlidir.
Havacılık işletmelerinin yapay zekaya entegre olabilmesinde insan kaynağı odaklı çalışmaları mevcuttur. Bunların en yaygını ise verilen eğitimlerdir. Yapay zekanın dünyada öncü örneklerden biri haline gelmesinde, bu eğitimlerin etkili olduğu ifade edilebilir. Ancak, bu eğitimlerde iş süreçlerindeki yapay zeka teknolojilerinin kullanımı anlatılırken, yapay zekanın felsefi açıdan değerlendirilmesi yapılmakta mıdır? Çünkü mesele sadece, insan kaynağını bulmak ve yapay zeka teknolojisinin nasıl kullanılacağını öğretmek değildir. Aynı zamanda etik sınırların belirlenmesi, yapay zeka karar süreçlerinde neyin doğru ve neyin yanlış olduğu, yapay zekanın kararları sonucunda bir hata veya kriz ortaya çıktığında sorumlusu insan mı, algoritma mı olduğu sorularının cevaplandırılabilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda insan-makine ilişkisi ne şekilde süreçlere yansıtılacağı aktarılabilecektir.
Yapay zekanın sektördeki kullanımın kötü olarak nitelendirilmemesi için, yapay zeka ve insan ilişkisi süreçlerinin her açıdan ele alınmasının gerekliliği ortadadır. Ancak sektörün kendi yapısından gelen zorlukların da (teknik engeller, düzenleyici zorluklar vb.) teknoloji kullanımında göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Aksi takdirde sektör için yapay zekanın kötü olduğu fikri ile karşılaşmak mümkündür.
Kaynak: Air New Times köşe yazımdır. https://www.airnewstimes.com/havacilikta-yeni-nesil-karar-vericiler-insan-mi-yapay-zeka-mi.html
Bir Cevap Yazın